arşiv

Yazılar buna göre etiketlendi; ‘üreter taşı nasıl düşer’

Böbrek taşı belirtileri ve tedavisi nelerdir?

Salı, 08 May 2012 Yorum yok

Böbrek sancısı çekenler bilirler. Dayanılmazdır. Hele böbrekte oluşmuş bir taşın idrar yoluna inmesi sırasında katlanılamaz ağrılar çekildiği söylenir. Neden bazı insanlarda böbrek taş oluşturur? Yiyeceklerin taş oluşumunda etkisi var mı? Taşın ilaçla tedavisi mümkün mü? Taş kırma işlemi kalıcı çözüm sağlıyor mu?

Böbrek taşı böbreklerin içerisinde çeşitli maddelerin kristalizasyonu ( taşlaşması) sonucu oluşan maddelerdir.

Sık karşılaşılan sağlık problemlerinin başında gelen böbrek taşları idrarda çözülemeyen ve atılamayan kristallerin bir araya gelmesiyle oluşur. Tekrarlayıcı böbrek taşı olanlarda bazı tavsiyelere dikkat edilerek taşın yeniden oluşumu engellenebilir ya da yeniden oluşması geciktirilebilir.

Yaşamsal faaliyetlerimizin devamı için gerekli olan kimyasal işlemlerin sonunda oluşan atık maddelerin vücuttan atılma yerlerinden biri böbreklerdir. Ayrıca vücut için gerekli bazı maddelerin seviyesinin ayarlanması da böbrekler tarafından yürütülür. Böbrek taşları, idrarda çözülemeyen ve atılamayan kristallerin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu kristallerin bazıları vücuttaki kristal ve taş oluşumunu engelleyecek bazı kimyasal maddelerin eksikliği ya da fazlalığı nedeniyle oluşurken bazıları ise gıdalarla alınan maddelerden oluşmaktadır. Üriner sistem taşları birçok maddenin değişik kombinasyonlarla bir araya gelmesiyle oluşur. Yani birçok taş cinsi vardır ve her taş cinsinin oluşum mekanizması ayrı ayrıdır. Her insanda taş oluşma riski vardır. Sıklıkla 20–50 yaşlarında görülürken, 30’lu yaşlar hastalığın en sık görüldüğü yaş grubudur. Erkekler kadınlara göre 3 katı daha fazla risk altındadır.

Taşı oluşturan sebepler nelerdir?
Taşı oluşturan kesin neden bilinmemekle beraber, risk faktörleri şunlardır:

İdrar yolu enfeksiyonu
Böbrekteki yapısal/şekil bozuklukları
Bazı böbrek hastalıkları
Beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı
Yetersiz sıvı alımı
Sıcak iklim kuşağında yaşamak
Bazı ilaçlar
Bazı bağırsak hastalıkları
Geçirilmiş bağırsak ameliyatları
Genetik faktörler
Bazı metabolik hastalıklar

Taşlı hastalarda bulgular nelerdir?
İdrar yolu taşları hiçbir bulgu vermeden gelişebileceği gibi bazen ciddi bulgularda vermektedir. En sık görülen yakınma yan ağrısı ve/veya kasık ve karın ağrılarıdır. Bu ağrı bazen çok şiddetli olabileceği gibi bazen rahatsızlık vermeyen ağrılar şeklinde de olabilir. Bir diğer bulgu da idrarda kan görülmesidir. Kan bazen gözle görülebilecek kadar olurken bazen de sadece mikroskobik incelemede görülür. Ayrıca taş hastalarında bulantı ve kusma ile idrar yapmada zorluk da görülebilmektedir.

Burada ayrıca belirtilmesi gereken ve yanlış yapılan bir husus da şudur. İdrar tahlilinde kan hücresi veya bir kısım kristaller görüldüğünde “kum” olduğu kanaatine varılır ve ileri tetkik yapılmaya gerek duyulmaz. Bir kere üriner sistemde “kum” diye bir şey yoktur, ya taştır yada başka bir hastalık belirtisidir. Yani idrarda kan hücresi görülmesinin birçok sebebinden sadece birisi üriner sistem taşlarıdır. Bu nedenle idrarda kan hücresi görüldüğünde mutlaka araştırılması gerekmektedir.

Böbrek Taşlarında Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Böbrek taşlarının çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık % 70-80’i kendiliğinden veya ilaç tedavisi ile düşer. Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 5 mm’nin altındaki taşın düşmesi beklenirken taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimi de düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.

Taş tedavi yöntemleri kısaca şöyledir;
Kendiliğinden taşın düşürülmesi
ESWL ( şok dalgası ile taşları kırmak)
Minimal invaziv girişimler (Kapalı böbrek taşı ameliyatı, kapalı üreter taşı ameliyatı)
Klasik açık ameliyat yöntemi

Bu yaklaşımlardan hangisinin uygulanılacağı; taşın yerine, büyüklüğüne, idrar yollarına verdiği veya verebileceği zararına ve taşın cinsine bağlıdır. Günümüzde minimal invaziv tekniklerin gelişmesi sonucu klasik açık cerrahi, en az başvurulan ve en az tercih edilen metod olarak kalmıştır.

Kendiliğinden Taşın Düşürülmesi
Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğü ve kişinin idrar yollarının yapısıdır. Ayrıca taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimi de düşmeyi etkileyen diğer faktörlerdir. Bir kısım ilaçlar kullanılarak taş düşürmesi kolaylaştırılabilir. Ancak burada belirtilmesi gereken en önemli şey taşın düşmesi için beklenen süredir. Hastaların bazıları taşın düşmesi için bazen aylarca, bazen yıllarca beklemektedir. Bu çok yanlış bir davranıştır. Çünkü idrar yollarında kısmi veya tam tıkanıklık yapan bir taş böbreklerin bozulmasına yani böbrek yetmezliğine ve dolayısıyla diyalize kadar uzanabilen kötü bir sonla sonuçlanabilir. Bu nedenle özellikle üreter dediğimiz böbrek ile mesaneyi birbirine bağlayan ve üretra dediğimiz mesaneden idrarın vücut dışına atılmasını sağlayan kanal taşlarının tedavisi acildir. Yani taş kısa bir sürede düşmez ise endoskopik (kapalı ) taş tedavisi yöntemlerin biriyle tedavi edilmesi gerekmektedir.
Şimdi taş tedavisi yöntemlerini ve kullanıldıkları yerleri kısaca tanımaya çalışalım.

ESWL (Vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma)
Bu yöntem daha çok böbrekteki 2cm den küçük taşlar ve üst idrar kanalındaki (üreter) taşlar için uygulanır. Çoğunlukla hastaya anestezi vermeden yapılır. ESWL cihazı, bir odaktan çıkan şok dalgaları X-ray veya ultrason yardımıyla taşın üzerine odaklanarak taş kırma işlemini gerçekleştirir. Kırılan taş parçaları idrar yoluyla vücuttan atılır. Yani taş parçalarını yine hasta kendisi idrar yoluyla atar. ESWL işlemi sırasında ve sonrasında ağrı olursa ağrı kesiciler kullanılabilir. Eğer kırılan taşlar düşmez ve idrar kanalını tıkarsa operasyona gerek duyulabilir. Başarı, taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir. İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz.

Üreterolitotripsi –URS (kapalı üreter taşı tedavisi)
Üreter (böbrek ile mesane arasındaki idrar kanalı) taşları için uygulanan yöntemlerdendir. Önceleri, taş için açık cerrahi yapılırken artık günümüzde minimal invaziv girişimler diye adlandırılan yeni yaklaşımlar mevcuttur. Bu girişimlerde amaç üriner sistemi tehdit eden taştan kurtulmayı sağlamak ve hastanın en kısa zamanda günlük hayata dönmesini sağlamaktır. Taş, uygulanan medikal tedaviye rağmen düşmüyorsa, düşmeyecek boyutlarda ise, idrar yolunda idrarın akmasını engelleyerek böbrekte şişmeye neden oluyorsa, tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonuna ve ağrılara yol açıyorsa, böbreklerde hasara yol açmışsa girişim gereklidir. Üreter taşları eğer 1-2 hafta gibi kısa bir sürede düşmüyorsa daha fazla beklenmeden müdahale edilmelidir. Bu operasyon ameliyathanede genel veya spinal anestezi ile yapılır. Doğal idrar kanalları kullanılarak (yani herhangi bir yer kesilmeden) özel aletlerle önce mesaneye oradan da üretere girilerek taş görülür. Taş bütün halde çıkarılabilecek gibi ise forseps, basket gibi taş tutucu aletlerle taş tutularak vücut dışına alınır. Eğer taş bütün halinde çıkarılamayacak gibi ise pnömotik, hidrolik veya lazer gibi litotriptörler (taş kırma araçları) yardımıyla taş parçalanır ve taş parçaları vücut dışına alınır. Bu işlem sonrası az bir hasta grubunda, eğer üreterde taşa veya yapılan işleme bağlı ödem ve/veya hasar gelişmişse stent yerleştirilebilir. Bu stentler bazen bir günde bazen de 1–2 ayda çekilen cinsten olur. Bu operasyondan sonra hasta ya aynı gün ya da bir gün sonra hastaneden taburcu olup normal hayatlarına dönebilmektedir.

Perkütan Nefrolitotomi – PCNL (kapalı böbrek taşı tedavisi)
Kapalı sistemle yapılan böbrek taşı ameliyatıdır. Bu işlem genellikle genel anestezi altında yapılır. Endoskopik böbrek taşı ameliyatında sırt bölgesinde böbrek hizasına 1 cm boyutunda bir kesi yapılır. Bu kesiden özel aletler yardımıyla ciltten böbreğe bir boru parçası yerleştirilir. Optik cihaz yardımıyla böbrek içindeki taş video sistemi ile monitörde görülür. Litotriptörler (endoskopik taş kırma aletleri) ile taş kırılır ve tutucu forsepsler yardımıyla vücut dışına çıkartılır. Perkütan ameliyatının en önemli üstünlüğü vücut dokularının normal yapısının korunmasıdır. Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır. Hastalar ameliyat sonrası dönemi açık ameliyata göre çok daha rahat geçirmektedir. Hastalarımız genellikle 2 – 3 günde taburcu edilerek günlük aktivitelerine hızla kavuşurlar. Bu, açık böbrek taş ameliyatı ile karşılaştırıldığında oldukça kısa bir süredir.

Klasik açık ameliyat yöntemi
Bu yaklaşımlardan hangisinin uygulanılacağı taşın yerine, büyüklüğüne, idrar yollarına verdiği veya verebileceği zararına ve taşın cinsine bağlıdır. Günümüzde minimal invaziv tekniklerin (kapalı yöntemlerin) gelişmesi sonucu klasik açık cerrahi, en az başvurulan edilen metod olarak kalmıştır. Daha çok endoskopik yöntemlerle çıkartılamayan hastalar için uygulanmaktadır.

Taşların oluşumu önlemek mümkün olabilir mi?
Tekrarlayıcı böbrek taşı olanlarda bazı tavsiyelere dikkat edilerek taşın yeniden oluşumu engellenebilir ya da yeniden oluşması geciktirilebilir. Bir kere taş düşüren bir kimsenin 10 yıl içinde yeniden taş düşürme oranı yaklaşık % 30 dur.

Yeniden taş oluşumunu önlemek için her taş hastasına şu öneriler yapılır;
Bol sıvı alımı (günlük 3lt veya idrar renginin su gibi olmasını sağlayacak kadar),
Bol hareket,
Kırmızı et tüketiminin azaltılması
Sofra tuzunun azaltılması,
Lifli yiyeceklerin tercih edilmesi

Taş cinsine özel önerilerde bulunulması için ise ya çıkan taşın analizi yapılmalı veya 24 saatlik idrarda ve kanda yapılacak bir kısım testlerin sonucunda taşın türü tarif edilmelidir. Metabolik değerlendirme denilen bu işlemlerle idrarda taş oluşumuna yol açabilecek maddelerin düzeyleri ölçülüp sonuca göre ilaç verilebilir veya önerilerde bulunulabilir.